Zarar mı Ediyoruz? Vur Abalıya

Ülkemizde , “İlk 10 ekonomik güç “ içinde olma masalları bir yana , çoğunluğu otomotiv sektöründe yer alan ve sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen bazı kurumsal işletmeler dışında , sanayimizin “gücü” hala ucuz işçiliğe dayanmaktadır.

Şirket hissedarları ve yönetimleri , uluslararası rekabetin sonucunda değişen Satış Fiyatı- Maliyet – Kar paradigmasında maliyetin %60’ının hala kayıplardan oluştuğunu anlayamamış, kar marjları azaldıkça kendilerine “İşçi sayımız mı fazla ?” , “Verimsiz mi çalışıyorlar ?” gibi sorular yöneltmeye başlamışlardır.


‘Mavi Yakalılar’ Zarar mı Ediyoruz? Vur Abalıya

Kayıplar, Dönüştürme Maliyeti (Tranformation Cost ) içerisinde , toplamda %60 olacak şekilde dönüştürme maliyetini oluşturan bileşenlere değişik oranlarda dağılmış bulunmaktadır.

Toplamda %60 oranında olan kayıpların Dönüştürme Maliyeti bileşenlerine eşit oranda dağıldığı varsayılsa bile , payı %23 x %60 = %14 oranındadır.


‘Mavi Yakalılar’ Zarar mı Ediyoruz? Vur Abalıya

Üstelik %14 oranındaki bu kayıp ,çoğunlukla, direkt işçi sayısının fazlalığından veya direkt işçilerin “ aylaklığından” kaynaklanmayıp, yine yönetimlerin ve genelde “beyaz yakalı” ların üretim sürecini olması gerektiği gibi tasarlayamamış olmasından , kayıpların azaltılmasına yönelik modern üretim tekniklerini uygulamıyor olmasından kaynaklanır.

Örneğin, yerleşim planı hatalıdır, işçiler mesailerinin büyük bir kısmını Katma Değeri Olmayan Aktivitelere ( NVAA – Non Value Added Activities) harcarlar, Yalın Üretim Teknikleri uygulanmamaktadır , setup ve ekipman arıza süreleri uzun zaman almaktadır vb.

Diğer bir deyimle, çözüm “Mavi Yakalıların” sayısının azaltılmasında veya standard çevrim zamanlarını azaltarak Charlie Chaplin’in ünlü Modern Zamanlar filminde olduğu gibi çalıştırılmalarında değildir.

Çözüm, Dönüştürme Maliyetini


‘Mavi Yakalılar’ Zarar mı Ediyoruz? Vur Abalıya

yaklaşımla uygulamak ve “Kayıp Avcılığını” şirket çalışanlarının yaşam biçimi haline getirmekte yatmaktadır.

İşletmelerde “Mavi Yakalılar” ile ilgili diğer bir hatalı yaklaşım da , boyunlarının üst kısmında , özellikle beyinleri, organları bulunmayan ve işletmeye sadece fiziksel açıdan katkı sağlayabilecekleri varsayımıdır. Halbuki, Mavi Yakalılar , eğitimler aracılığıyla amaca yönelik teknik bilgi ve beceri ile donatıldıklarında , bütün mesailerini sorunların oluştuğu üretim alanlarında geçirdiklerinden , gün boyunca klimalı ofislerde bilgisayarlarının başından kalkmadıkları için bilgilerini somut problemlerin çözümüne kanalize edemeyen “beyaz yakalılar” dan daha fazla katkı sağlayabilmektedirler.

Aşağıdaki grafikte modern üretim tekniklerini oldukça iyi uygulayan bir işletmede 6 ay içerisinde değişik katılım düzeylerinde gerçekleştirilen iyileştirme faaliyetlerinde Mavi Yakalılar’ ın rolü görülmektedir.

Aslında, “Mavi” , “Beyaz” diye bir şey yok. Asıl olan Toyota’da olduğu gibi , çalışanların kendilerini mühendisim, müdürüm, direktörüm olarak değil, “Toyota çalışanıyım” diyebildikleri bir ortam ve takım ruhu yaratmakta.

Taner Belir

Paylaş
 

E-Bülten

Adisa ile ilgili haber, duyuru ve yeniliklerden haberdar olmak için lütfen e-bültenimize kayıt olun.