Değişen Dünyada Öğrenmek

Geleceğe Ne Kadar Hazırız?

Öğrenmeyi öğrenmek ve yeni beceri geliştirmek hiç bu kadar önemli olmamıştı.

Geçtiğimiz hafta dünya açısından son derece önemli bir toplantı gerçekleştirildi: Davos Zirvesi. Zirveye katılan liderler, alışık olmadığımız ölçüde açık ve çarpıcı mesajlar içeren konuşmalar yaptı. Önceki yıllarla karşılaştırıldığında, katılımcı şirket profillerinde de belirgin bir değişim olduğu görülüyor. Artık yapay zekâ ve teknoloji şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin ve CEO’larının yoğun katılımı dikkat çekiyor.

Bu tablo, sermayenin giderek teknoloji şirketlerine kaydığını ve dünyanın geleceğinin büyük ölçüde bu şirketler tarafından şekillendirileceğini gösteriyor. Liderlerin verdiği mesajlar da bu dönüşümün ciddiyetini ortaya koyuyor:

  • ABD Başkanı, Grönland’ı istediklerini açıkça ifade ediyor.
  • Kanada Başbakanı, “Bir geçiş döneminde değiliz, bir kopuşun tam ortasındayız.” diyerek yaşanan sürecin radikalliğine dikkat çekiyor.
  • Fransa Cumhurbaşkanı ise mevcut tabloyu “istikrarsızlık ve dengesizlik” olarak tanımlıyor.

Bu karmaşanın temelinde, yapay zekâ ve robot teknolojilerinin artan enerji ihtiyacı ile bu ihtiyacın karşılanabilme kapasitesi yer alıyor. Özellikle değerli madenler açısından zengin olan topraklar bu nedenle stratejik bir önem taşıyor ve küresel ölçekte paylaşım mücadelesine konu oluyor. Davos Zirvesi’nde bu kadar çok teknoloji şirketi CEO’sunun yer almasının temel nedeni de kendileri için en doğru stratejik ortaklıkları kurabilmek.

Makro dünyada geçerli olan bu dönüşüm, mikro dünyamız için de aynı şekilde geçerli. Bu değişim dünya genelinde başlamış olup, çok kısa bir süre içinde günlük hayatlarımızın doğal bir parçası haline gelecek. Yapay zekâ devriminin, Sanayi Devrimi’nin yarattığı etkiden çok daha büyük bir dönüşüm yaratacağı öngörülüyor. Yapay zekâdaki bu hızlı gelişimin tetiklediği bir diğer önemli alan ise robotikleşme. İnsanların yerine geçebilecek robot teknolojilerindeki ilerleme de aynı hızla ve ivmeyle devam ediyor.

Tesla’nın Optimus robotu ve Boston Dynamics’in Atlas robotu, insan hareketlerine son derece yakın performans sergileyebiliyor.  Bu alanlara yapılan büyük ölçekli yatırımlar sayesinde, önümüzdeki iki-üç yıl içinde fabrikalarda robotlarla karşılaşmamız artık sürpriz olmayacak. Üstelik bu dönüşüm yalnızca üretim alanlarıyla sınırlı kalmayacak; robotlar, cep telefonlarının zaman içinde hayatımıza entegre olması gibi, evlerimizin de doğal bir parçası haline gelecek.

İnsanlık tarihinin en önemli dönüşümlerinden birinin yaşandığı bu dönemde, endüstrinin içinde olan ve üreten insana ne olacak sorusu herkesin aklını kurcalıyor. Bu konuda hem pozitif hem de negatif yönde senaryolar bulunuyor. Hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, her krizin aynı zamanda fırsatlar da barındırdığını unutmamak gerekir. World Ecomic Fromun yayınladığı 2030 yetkinliklerinde; "Yapay Zaka ve Büyük Veri, Teknolojik okur yazarlık, Merak ve Yaşam Boyu Öğrenme" en önemli yetkinliklerin başını çekiyor. Bu da bize zamana uyumlanma ve gelişimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. 

Bu büyük değişim sürecinde; öğrenen, becerilerini sürekli geliştiren, uyum sağlayan ve dönüşebilen kişiler için gelecek bir kaygı unsuru değil, güçlü bir fırsat alanı olacak. Bu nedenle öğrenme ve öğrenileni hayata geçirebilme yetkinliği, en kritik becerilerden biri haline gelecek.

Peki bu öğrenme ve uyumlanma sürecini nasıl yürütmeliyiz;

1. Yapay zekâ ve dijital teknolojileri bilinçli şekilde takip etmek
Yapay zekâ araçlarının güncel versiyonlarını, kullanım alanlarını ve sınırlarını düzenli olarak izlemek.
2. Öğrenileni işe entegre etmek
Yapay zekâyı yalnızca denemekle kalmayıp, doğrudan iş süreçlerine uyarlayarak somut çıktıya ve ürüne dönüştürmek.
3. Tek bir beceriye değil, beceri setine sahip olmak
Tek bir uzmanlığa bağlı kalmak yerine, birbiriyle ilişkili yetkinlikleri birlikte geliştirmek.

Büyük bir dönüşümün yaşandığı günümüzde Alan Watts’ın bir sözünü hatırlatmak istiyorum

“Değişimi anlamlandırmanın tek yolu, onun içine dalmak, onunla birlikte hareket etmek ve dansa katılmaktır.” — Alan Watts

Daha Fazla Daha Az