Yazıları

Pazarı Anlama ve Büyüme

20 Ocak 2021 195
Peki “geçmiş deneyim”e verdiğimiz bu önemi, çalışanlar şirketimize girdikten sonra da devam ettiriyor muyuz? Yoksa işe alım mülakatlarında derinlemesine sorguladığımız yaşanılan deneyimler, şirketin içine girdikten sonra insan kaynakları açısından yıllarla ifade ettiğimiz, bir bütün olarak düşündüğümüz, ücret ve kariyer yönetimi neticesine odaklandığımız “kıdem”e mi dönüşüyor? Kabul etmek lazım ki biraz öyle. Peki çalışanlar için de bu şekilde mi? Yoksa çalışanlar, şirketine olan olumlu ya da olumsuz algılarını, o uzun yılların içinde, kısa ama kendileri için önemli olan deneyim anlarında yaşadıkları duygular ile mi ifade ediyorlar? Deneyim kavramı, aslında hayatımıza bir çok farklı kavram gibi teknoloji ile paralel girdi. Yazılım arayüzlerinin etkili, verimli ve tatmin edici bir şekilde kullanılabilmesi için çalışılan multidisipliner bir alan olarak bilinen kullanıcı deneyimi kavramı, web sitelerinin, işletim sistemlerinin, mobil uygulamaların bu denli hızla yayılmasını, 7’den 70’e herkes tarafından kullanılabilir hale gelmesini sağladı. Ürünün ya da hizmetin kullanım kolaylığı, kullanıcının istediği bilgiye hızlıca ulaşması, gereksiz bilgileri görmemesi, ergonomi gibi müşterinin doğrudan ürünü kullanırken yaşadığı etkileşimler kullanıcı deneyiminin ana konuları. Kullanıcı deneyimini iyileştirmeye odaklanan kurumlar, bu kavramın ötesine geçerek müşterinin hizmeti ya da ürünü sunan firma ile tatmin edici, yaşanılan bir problemi hızlı çözebilen, profesyonel bir iletişim içerisinde olmasını da sağlamaya odaklandılar. Bu da aslında müşteri deneyimi yaklaşımını oluşturdu. Olumlu bir deneyim yaşayan müşterinin, genel anlamda şirket hakkında pozitif düşüncelere sahip olduğu, firmayı etrafındaki kişilere önerdiği ve olumlu iş sonuçlarını sağladığı farkedildi. Peki olumlu müşteri deneyimini amaçlayan bir kurumun çalışanlarına olumsuz deneyimler yaşatarak bunu sağlaması mümkün mü? Bence bu soruyu cevaplamak bile abesle iştigal diyebiliriz. Kurumunda yaşadıklarından dolayı mutsuz bir işçinin, ürün kalitesini sürdürülebilir kılması mümkün mü? Asık suratlı bir tezgahtardan gömlek almak için hevesli olur musunuz? Ya da söylediklerinizi dinleyen ve mümkün olduğunda uygulamalarını, bunları dikkate alarak tasarlayan bir şirkete karşı nasıl hissedersiniz ve bu performansınıza nasıl yansır? Uzaktan çalışmanın yeni normal olduğu, şirketlerin yeteneklerle lokasyon bağımsız çalıştıkları, geçen yıl bu aylarda çok önemli diye düşündüğümüz konuların şu anda hiçbir anlam ifade etmediği bu dünyada, insan kaynakları’nın çalışanlara “genelleyici bakış açısı” da farklılaşmak durumunda. Şu anda bile şirketlerde çalışan deneyimi bölümleri kuruluyor, çalışana dokunan uygulamalar çalışanların kendileri tarafından tasarlanıyor. Belki de yakında personel bölümleri gibi İK da, tüm şirketlerde çalışan deneyimi fonksiyonlarına dönüşecek. İnsanı sadece bir kaynak olarak değil, bir paydaş olarak gören kurumlar, bu dönüşümü başarılı şekilde tamamlayacak.