Eskiden Yapardık!

"Eskiden yapardık ama şimdi yapmıyoruz" cümlesini ne kadar sık kuruyoruz değil mi?

Pandemi etkisiyle ya da tamamen kendi iç gerekçelerimizle, bir zamanlar rutin olan birçok alışkanlığı terk ettik. Bu cümleyi bugün şirketin en tepesindeki patrondan, sahada operasyonu yürüten ekiplere kadar herkesten duymak mümkün.

Elbette, eğer bıraktığımız şeyler artık gereksizleşmişse bir sorun yok. Ancak benim yaptığım iş sohbetlerinin çoğu, bugün hâlâ geçerli ve gerekli olan ancak bir şekilde rafa kalkmış uygulamalarla ilgili.

Rekabet Gücüne Sessiz Darbe

Vazgeçilen bu uygulamalar, şirketlerin rekabet edebilirliğini doğrudan olumsuz etkiliyor:

  • Pazarlamada: Artık katılmadığınız o kritik fuar.
  • İnsan Kaynaklarında: Çalışan bağlılığını artıran ama artık uygulanmayan bir süreç.
  • Satışta: Odaklanmaktan vazgeçtiğiniz kârlı bir müşteri segmenti.
  • Satın Almada: Çalışmaya ara verdiğiniz güvenilir bir tedarikçi.
  • Bilgi Teknolojilerinde: Büyük umutlarla alınan ama tozlu raflarda kalan bir yazılım.

Geçmişin Başarısını Bugüne Taşımak

Önerim şu; yönetim ekibi olarak bir araya gelin ve filmi 5, hatta mümkünse 10 yıl geriye sarın. O günlerde size neler iyi geliyordu? Neler para kazandırıyor, müşterilerinizi memnun ediyor ya da çalışanlarınızın motivasyonunu yükseltiyordu? Bunları tek tek listeleyin.

Şu bir gerçek ki; nostalji tek başına bir strateji olamaz. Ancak geçmişte uyguladığınız ve başarı getiren "iyi uygulamalar", bugünün şartlarında hâlâ geçerliliğini koruyor olabilir.

Kurumsal Hafıza Sorunu

Bu noktada karşımıza ciddi bir engel çıkıyor: Kıdem ortalamaları.

Birçok şirkette ekipler o kadar yeni ki, 5 yıl öncesini hatırlayan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor; 10 yıl öncesini ise neredeyse kimse bilmiyor. Kurumsal hafızanın zayıflığı, tekerleği her seferinde yeniden icat etmemize neden oluyor.

Sonuç olarak: Bir uygulama için "eski" veya "yeni" diye bir ayrım yoktur. Sadece "bugün geçerli olan" veya "bugün geçerliliğini yitirmiş olan" uygulama vardır.

Daha Fazla Daha Az